Pegasus Havayolları kış 2015 biletlerini çıkardığında aklımızda “İpek’le nereye gidebiliriz?” soruları dolanmaya başladı. Onu üşütmeden gezebileceğimiz ve bizim de zevk alacağımız bir yer olmalıydı. Kışın sonu, baharın başı sayılan mart ayını seçtik, mekan olarak da İzmir. İzmir hem nispeten ılıman iklimli hem de eşimle sevdiğimiz şehirlerden olması sebebiyle isabetli bir seçim olmuştu. Bir de uçağa binme yasağından dolayı hamileliğimin son dönemlerine gelen İzmir gezimizi iptal etmek zorunda kalmıştık. Bu sebeple İzmir içimizde kalmıştı, üç kişilik halimiz ile İzmir’e gitmek şart olmuştu 😀

Cumartesi gidip pazar dönecektik, hem de bunu Sabiha Gökçen Havalimanı’ndan yapacaktık, bizim için çılgın bir deneyim olacaktı 😀 Gidiş yolculuğu erken saatlerde olduğu için kalabalığa, trafiğe takılmadan havaalanına vardık, uçuş da kısa olduğu için sorunsuz bir şekilde İzmir’e vardık. İzmir’de şehir merkezine varana kadar biraz trafikte kaldık ama çok sorun olmadı neyseki. Bu çılgın tempo İpek’e fazla gelmiş olmalı ki daha odaya çıkmadan arabasında uyuyakaldı. Aslında bu bizim işimize geldi , onunla beraber biz de uyuduk😁 Uyandığımızda acıkmıştık, perdeyi açtığımızda gördüğümüz manzara bizim için pek hoş değildi, bardaktan boşanırcasına yağmur vardı. Fazla ıslanmamak için hemen karşı köşedeki restorana gittik. Yemek bittiğinde maalesef hala yağmur yağıyordu. Mecbur odaya geri döndük.

Otelin terasından manzara, pazar kahvaltıyı bu manzara eşliğinde yaptık 🙂

Bir iki saat sonra yağmur hafifleyince kendimizi dışarıya attık. Sahile gidip, deniz havası alalım dedik ama ne mümkün…Rüzgar o kadar güçlüydü ki kısa süre dahi duramadık.. Moralimiz bozulmuştu ama mevsim gereği sürprizlere hazırdık…Rüzgardan kaçmak adına sahilin bir arka caddesinden yürüyerek Konak ve civarını gezdik. Kemeraltı’ndaki çarşıyı ben Eminönü’ne ve civarına benzetiyorum ve çok keyifle geziyorum. İzmir’e yolunuz düşerse aklınızda bulunsun. Hava kararınca otele geri döndük. İpek’i hasta etme riskini almak istemiyorduk. Gezmeye geldiğimiz bir yerde otel odasına tıkılmak kötü gibi görünse de, İpek’le eğlenmek için güzel bir fırsat oldu bize.

Rüzgardan neredeyse uçacaktık 🙂
Alsancak Sevgi Yolu

Ertesi gün hava mükemmel değildi ama yağmur durmuştu ve güneş arada göz kırpıyordu, daha ne olsun😀 Kordon boyunca yürüdük, deniz kokusunu içimize çektik ve İpek’in en sevdigi iki aktiviteyi yaptık, balıkları ve kuşları besledik.

Kuşlar beslenirken benim başım da nasibini alıyordu 🙂

Yolculuk öncesi yemek molasını bizim için bir İzmir klasiği olan kumru ile yaptık. Alsancak’ta bu işin ustası olan Kumrucu Şevki ile ziyafet yaptık😀 Şiddetle tavsiye ederiz.

Mutalaka denenmeli

İpek yokken sık sık yaptığımız bu iki günlük seyahatlerin İpek’li ilk denemesi fena geçmedi. Evet yorulduk ama gezmenin, değişikliğin bize kattığı enerji bambaşka😀

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir