Tatilden döneli bir aydan fazla olmasına rağmen Königsee hala hafızamda, o saf güzellik gözlerimin önünde, durup durup fotoğraflara bakıyorum. Burayı Salzburg gezisine son günlerde dahil ettik, iyi ki de gitmişiz diyoruz şu an. Burayı instagramda takip ettiğim Yolda bi’ Blog ( @yoldabiblog ) hesabının gönderilerinde görüp, araştırmaya başladım. Almanya sınırları içinde dahil olmasına rağmen Königsee’ye en kolay ulaşım Salzburg’dan. İnternet sitesini inceleyip, fotoğrafları görünce buraya gitmek şart oldu.
Salzburg’dan Königsee’ye iki aktarma ile ulaşmak mümkün. Ulaşım zor değil ama aktarmalarda vakit kaybı yaşanıyor ve dönüş otobüsü en son altıda olduğu için ona yetişme durumu insanda strese neden oluyor. Buraya trenle de ulaşım mümkün fakat otobüs daha kısa sürede varıyor ve Salzburg’dan bileti gidiş-dönüş olarak aldığımız için otobüsü yakalamaya çalıştık.
Muhteşem güzellik içinde saat stresi olmadan doyasıya kalabilmek için ulaşımı araç kiralayarak halletmek geziyi daha keyifli hale getirebilir. Biz araç kiralama organizasyonunu daha önce yaptığımız için aktarma ile yolculuk ettik.
Salzburg’da merkezde Rathaus durağından 840 nolu Berchtesgaden otobüsü ile yaklaşık olarak 45 dakikalık yolculuk ile Almanya’ya, aktarma noktasına geliniyor. Aynı otobüs ile Untersbergahn’a gelip teleferik ile manzaranın tadını çıkarabilirsiniz. Tüm yolculuk boyunca manzaralar mükemmel, evlere, sağlı sollu akan pırıl pırıl nehirlere bakmaya doyamıyor insan.
Berchtesgaden’da ise indiğiniz yerden 841 nolu otobüs ile Schönau am Königsee’ye 10 dakika gibi kısa sürede ulaşmak mümkün. Bileti şoförden temin edebilirsiniz.
Aşağıdaki linkten bu yolculuk hakkında detaylı bilgilere ulaşabilirsiniz. Seyahat öncesi tüm bilgileri ben buradan aldım, oldukça faydalı bir yazı.
https://www.bigboytravel.com/germany/berchtesgaden/gettingtoberchtesgaden/

Alman halkının dakiklik ünlerine rağmen bu seyahatte sürekli otobüs bekledik, hem vakit kaybettik hem sabah çook üşüdük. Ama nihayetinde vardığımız yer enfes manzarası ile her şeyi unutturdu.
Hedefimiz Königsee’yi tekne ile gezmekti, internette okuduğum kadarı ile yaz aylarında burada epey yoğunluk oluyormuş, yüzlerce kişilik kuyrukta beklemek gerekebiliyormuş. İnternetten bilet alma seçeneği mevcut ama bilette gün ve saat detayı olduğu için yetişemezsek diye riske girmedik ve almadık. Otobüsten iner inmez göl kenarına gittik, ortam kalabalık değildi, hızlıca bileti aldık ve kuyruğa girdik. İpek’in arabası büyük olduğu için tekneye alınmadı, bilet ofisine bıraktık.
https://www.seenschifffahrt.de/en/koenigssee/

Göldeki tekneler elektrik ile çalışıyor, hal böyle olunca hem göl tertemiz hem de tüm seyahat sessiz, sakin ve huzur dolu geçiyor.
Teknelerin iki durağı var; St. Bartholoma ve Salet. Biz önceliği uzak olan Salet’e verdik ama dönüşte tersinin de mantıklı olabileceğini düşündük. Çünkü Bartholoma’da ciddi uzunlukta bir tekne kuyruğu vardı, uzun süre burada bekledik, Salet’ten gelen teknelerde boş yer az olduğu için kuyruk yavaş ilerliyordu. Sonradan boş tekneler geldi, kuyruk erimeye başladı ama en az yarım saati bekleyerek geçirdik.

Teknede rehberli anlatım var ama maalesef Almanca. Şansımıza rehberimiz çok az İngilizce biliyormuş, anlattıklarından pek bir şey anlamadık, ben seyahat öncesi okuduklarımı anlattım bizimkilere. Rehber konuştukça komik tercümeler yaparak İpek’i eğlendirmeye çalıştım.
Gökyüzünden dağlara inen sise, berrak zümrüt yeşili suya, yemyeşil bakir doğaya bakarak yolculuk ederken tekne bir yerde duruyor. Ne olacağını bildiğimizden bize sürpriz olmadı. Tekne durunca rehberimiz trompet alıp, dağlara karşı çalmaya başladı. Duyduğumuz yankı o kadar hoştu ki, sanki tepede biri rehberimize karşılık veriyordu. Dağ tarafında olmadığımız için çektiğimiz videoda yankı çok anlaşılmıyor maalesef. Bu ses şöleni için teknenin sağ tarafına oturmalı. Açılabilir camları ile teknenin arka tarafı hem manzara seyri hem de çekeceğiniz fotoğraflar için daha iyi.

İçinde bulunduğumuz doğa o kadar saf ve güzeldi ki, ben durup durup “burası gerçek mi?” diyordum. Salet’te o kadar az bina var ki, doğa ile başbaşa olmak müthiş bir duygu. Teknenin olduğu yerde bilet ofisi ve tuvaletten oluşan minik bir yapı, ileride restoran hizmeti veren bir bina ve aşağıdaki fotoğrafta görülen, çiftlik evi olduğunu tahmin ettiğimiz yapı var, başka bir bina yok, Türkiye’de yaşayan bizler için inanılmaz, değil mi?

Buradan yarım saatlik yürüme mesafesinde başka bir güzellik var; Obersee.

Yürüme yolu gayet kolay yürünebilir bir yol, herhangi bir zorluğu yok. İpek arabasıyla gezmeye alışık olduğu için ara sıra mızmızlandı ama yol buyunca “sür sür arabanı, gez sokakları” diye şarkılar söyleyerek süreci keyifli hale getirmeye çalıştık. Ara sıra yağan yağmur biraz bizi zorladı ama genel olarak büyük bir keyif ve heyacanla yürüdük yolu. Gelmeden önce fotoğraflarda gördüğüm manzaranın içinde olmak için sabırsızlanıyordum.

Obersee’ye ulaştığınızda göl kenarında sizi bir kulübe karşılıyor. İnternetteki fotoğraflarda da hep o kulübe var. Ben orayı ev sanıyordum ama tekneler için korunakmış. Yeşil mavi karışımı göl, göle yansıyan gökyüzü ve dağlar insanın başını döndürüyor resmen.

Vardığımızda yağmur yağmaya başlayınca ağaçların arasında korunaklı bir yere geçip manzaranın tadını çıkardık. Bakmalara doyamadım, orada kalmak istedim. Gölün çevresinden dolaşıp karşı kıyıya ulaşmak mümkün. Biz biraz ilerledik fakat ağaçların yoğunluğundan manzara kayboluyor ilerlerde. Hal böyle olunca az yürüyüp dönüşe geçtik, bir durağımız daha vardı bizi bekleyen😁



Geldiğimiz yolu geri dönerek tekneye ulaştık. Ayrılmadan önce ileride gördüğümüz ve süt çiftliği olduğunu düşündüğümüz yere gitsek mi diye tereddüt ettik, internette leziz ürünler olduğunu okumuştuk ama gitmedik, Bartholoma’da vakit geçirmeyi tercih ettik. Tekneye binince öyle bir yağmur bastırdı ki, çiftliğe gitmemekle çok doğru bir karar verdiğimizi anladık.

Bartholoma’ya vardığımızda yağmur dinmişti ama buz gibi esen bir rüzgar vardı. Burada da çok az bina var, sanırım yaşam yok, sadece görevli kişilere hizmet için binalar. Sahilde bir tane restoran gördük.
Kilise yanında, göl kenarında manzara tarifsiz, görüntü bana fiyortları hatırlattı, heybetli dağlar ve durgun su, bakmaya doyulamayacak bir görüntü idi ama rüzgar içimize işledi resmen. Göl kenarında kısa bir yürüyüş yapıp dönmeye karar verdik.

Orman içlerine doğru giden yürüyüş yolları var fakat hem zamanımız azaldığından hem de buz gibi havadan dolayı burada çok kalamadık. Her iki durakta daha çok vakit geçirmek için Schönau am Königsee’de konaklayarak bu bölge daha detaylı keşfedilebilir.
Hava aniden soğuduğu için sanırım herkes bizimle aynı şeyi düşündü, tekneye binmek için çook uzun bir kuyruk vardı. Kuyruğun büyük çoğunluğunu kapalı mekanda beklediğimiz için şanslıydık, dışarda bekleyenler çok güçlü bir rüzgara maruz kalıyordu. Sıra bize geldiğinde boş tekne geldi ve soğukta çok fazla beklemeden tekneye binebildik.

Tekne ile yol alırken yine yağmur başladı ama bu seferki yağmur öyle böyle değildi, Bartholoma’da kalsak perişan olabilirdik.
Schönau am Königsee’ye vardığımıza tüm bu güzellikleri tepeden görebilmek için teleferiğe binip yukarıya çıkmak gibi bir niyetimiz vardı, eşim çok istiyordu bunu ama sis ve yağmur bu isteği imkansızlaştırdı.
Aslında bu bölgede yapılacak pek çok aktivite var, aşağıdaki linkten bunlar hakkında bilgi edinebilirsiniz.
https://www.bigboytravel.com/germany/berchtesgaden/

Bugün yağmur bizi çok zorlamadı, tekneden indiğimizde sadece çiseliyordu, merkezde hediyelik eşya dükkanlarına bakarak dönüşe geçtik, detaylı ve uzun yemek için vaktimiz olmadığı için en sevdiğim şeylerden olan Bretzel aldık, bu seferki kocaman, aile boyu gibi olandı 😊

Gitmek üzereyken açan havaya, tepede ışıldayan güneşe kızsak mı gülsek mi bilemedik. Fotoğrafı çektiğim yer otobüs durağı, maalesef hem burada hem diğer durakta epey uzun süre otobüs bekledik 😒