Yalnız/Çocuksuz/Çift Gezgin okuyucularımız, sizler için gezi notları ve harita konumları alt kısımda 🙂
Atina’ya yaptığımız son gezimiz buraya olan sevgimizi arşa çıkardı diyebiliriz. Sokakların neşesi, yemeklerin lezzeti ve uygun fiyatlı olması, kış mevsiminde İstanbul’a göre ılıman bir havaya sahip olması, evden çıktıktan altı saat sonra Atina’da olmamız gibi pek çok sebepten dolayı kendimizi Atina’da çok iyi hissediyorduk. Eski Türkiye gibi…
Bu sebeple uygun fiyatlı bilet bulunca hemen aldık. İlk kez cumartesi gidip pazar dönmeli yurtdışı seyahati yaptık. Cumartesi sabah uçağının çok erken olması sebebiyle epey erken kalkmamız gerekti, onun dışında her şey gayet keyifliydi.
Otel seçimimiz yine Jason Inn oldu. İlk olarak Plaka Hotel’e baktık ama orası yine doluydu. İkinci gezimizde her şeyinden memnun kaldığımız için çok araştırmadan aynı oteli tercih ettik. Geçen seferki ile aynı odaya denk geldi, hoş oldu bizim için.
Birinci Gün : Bougatsadiko Psirri – Overoll– Atina Akademisi – Jumbo – Lidl – Monastraki -Psirri sokaklarında dolaşma ve Otele dönüş

Gezimiz kasım sonunu aralığa bağlayan haftasonuydu.
Havalimanı ve şehir yeni yıl için süslemelerle donatılmıştı. Yılın bu zamanı her yer ışıl ışıl olduğundan gezmek ayrı bir keyifli oluyor.
Bu sefer tüm toplu taşıma araçlarında geçerli olan 3 günlük turist kartı aldık. Cumartesi için hava yağmurlu gösteriyordu, gerekirse araçlara rahatlıkla binip ineriz diye düşündük.

Şehire gelince ilk durağımız Bougatsadiko Psirri oldu. Burası börekleri ile oldukça meşhur.
İlk kez deneme şansı bulduk. Börekler lezzetliydi. Önündeki kaldırımda masalar var. Börekleri yiyip günün devamı için enerji dolduk.
Otele geçip eşyaları bırakmadan önce geleneksel Little Kook ziyaretimizi yaptık. Yılbaşı öncesi konseptleri tarçınlı kurabiyelerdi, dekorasyon yine dolu dolu ve göz alıcıydı.



Oteldeki panoda öğlen 13 te fırtına olacağı uyarısı vardı. Bizde o saate kadar dışarda kalıp sonra Jumbo’ya gitmek üzere plan yaptık.
Otel sonrası ilk durağımız Overoll oldu. Burası kruvasanları ile meşhur. O an karnımız tok olduğu için paket aldık. Kruvasanlar hakkaten şahane gözüküyordu. Porsiyonlar epey büyük ve içindeki malzemeler de bol konmuştu.
Kruvasanların lezzetleri de çok iyiydi, hepsini sevdik. Burayı denemenizi tavsiye ederiz.
https://maps.app.goo.gl/eg1fm78vZRdi52Y59


Buradan Atina Akademisi’ne geçtik. Burası oldukça görkemli ve büyüleyici bir yapı. Daha önce buraya neden gelmediğimizi hiç anlayamadık. Biz ettik, siz etmeyin, burayı mutlaka görün.


Akademi’nin oradayken ve saat tam 13 iken birden yağmur bastırdı. Biz de uyarıyı bilmiyormuşçasına hiç bir hazırlık yapmadan, fotoğraf çekme derdindeydik. Birden o kadar çok bastırdı ki, bir pasaja sığınmak zorunda kaldık.

Yağmur biraz hafifleyince otobüs durağına gidip Jumbo otobüsüne bindik. 227 nolu otobüsten Empedokleus durağında inilmesi gerekiyor. Otobüs sağa dönerken solda Jumbo tabelasını göreceksiniz.
Mağaza dıştan küçük gözüküyor ama içerisi oldukça büyük, alt katı da var.
Sokaklardaki ışıltı, süs Jumbo’ya da yansımış, içeride harika ve uygun fiyatlı yılbaşı süsleri, hediyeleri vardı. Mağazayı gezerken ayrı bir eğlendik.

Buradan Lidl’e geçtik. Burası da sevdiğimiz marketlerden. İstanbul’a götürmek için sevdiğimiz ürünlerden oluşan bir sepet yaptık.
Şnasımıza yağmur dinmişti. Otobüsle Monastraki’ye döndük. Bizim için klasik olan Thanasis’te suvlaki yedik.
Sokaklarda dolaşmaya niyetlenmiştik ama telefonlarımıza fırtına uyarısı geldi. Aynı anda etrafımdaki herkesin telefonunda ses yükselmesi ve panikle ekranlara bakılması tuhaf bir andı.
Öğlen ki yağmur gibi olursa diye hiç zorlamadan dönüşe geçtik. Sabah da uçak için oldukça erken kalkmıştık, enerjimiz de pek yoktu zaten.



İkinci Gün : Pnyx Hill- Filopappos Anıtı – Sokrates’in Hapishanesi- Plaka Sokakları- Karamanlidika – Havalimanına Geçiş
Dün gece Atina’ya çok yağmur yağmadı ama adalarda epey bir yağış olmuş. Aksine gün gayet aydınlık ve güneşliydi.
Amacımız geçen yıl keşfettiğimiz Keramikos kenarından Akrapolis etrafında çevrili olan yolu gitmekti ama bir şekilde kendimizi bayır çıkarken bulduk.
Yolun sonunda yeşillik bahçe görünce attık kendimizi ve tırmanmaya devam ettik. Ben tam söylenmeye başlıyordum ki gördüğümüz manzara eni kendine mest etti.
Akrapolis tüm ihtişamı ile karşımızda duruyordu. Burayı Google Maps’te Pnyx Hill olarak bulabilirsiniz. Ağaçlar, gökyüzü ve manzara o kadar büyüleyiciydi ki kaç tane fotoğraf çektim hatırlamıyorum 🙂


Buradan bayır aşağı inerek Sokrates’in Hapishanesi’ne geldik. Kayaların içine oyulmuş bu odacık pek ilgi çekici değil ama konumu güzel yerlerin ortasında gibi, gelmişken görülebilir.
Tırmanmalara doymayan biz buradan yukarılara devam ettik ve Filopappos Anıtı’na vardık. Anıtın çevresindeki kayalıklar öyle bir konumda ki, bir yana bakıyorsunuz Akrapolis, diğer yana bakıyorsunuz deniz. Bakmalara, fotoğraf çekinmelere doyamadık.
Tesadüfen geldiğimiz bir yerin bu kadar güzel olması harika oldu bizim için. Ve buranın gezginler tarafından bilinmiyor olmasını da anlayamadık. Gelmeden epey blog okudum, video izledim ama kimse buradan bahsetmemişti. Burası gizli bir cevher gibi, bence kesinlikle gelmelisiniz.



Muhteşem manzaradan ayrılmak zor oldu ama bugün dönüş günü olduğu için çok vaktimiz yoktu.
Dün Overoll kruvasanlarını çok sevmiştik. Bugün de uğradık ve yanımıza yolluk aldık 🙂 Plaka sokaklarında son turlarımızı atıp Kramandailika’nın ana şubesine gittik ancak kötü bir sürpriz vardı, burası pazar günü kapalıymış. Hal böyle olunca diğer şubesine gittik.
Nefis bir yemekten sonra Monastraki’den metroya binip havalimanına geçtik.



Kısa ve hızlı ama çok keyifli Atina gezisi bize çok iyi geldi. Daha dönmeden burası için yeni bilet bakmaya başladık bile 🙂
Atina Gezilecek Yerler:
Aşağıda listeleyeceğim yerler; diğer geziye ek olarak bu gezide gittiğimiz yerler olacak, yoksa ki Atina’da görülesi şahane yerler var, bu yerler ve detaylı bilgiler için Atina Gezi Rehberi 1 yazımızı inceleyebilirsiniz.
Atina Akademisi : Neoklasik tarzda inşaa edilmiş bu bina oldukça hoş, görmenizi tavsiye ederim.
https://maps.app.goo.gl/XPQp6WALeXDrm7zK7

JUMBO : Burası Türkiye’de ki bir milyonculara benzer formatta olan bir dükkan. İçinde aklınıza gelebilecek her şey var. Ürün kalitesi iyi olduğu gibi, fiyatları da makul. Biz son dönemde İpek’in doğum günü süs eşyalarını buradan alıyoruz. Hatta ben mandalı bile buradan aldım çünkü Türkiye’den ucuz.
Biz Jumbo’yu Dedeağaç’ta keşfettik, şimdi ne zaman Yunanistan’a gitsek, mutlaka uğruyoruz. Midilli ve Sakız’da da ziyaret ettik burayı.
https://maps.app.goo.gl/pf1BcXRUeCw8eMAD6
Pnyx Hill : Buranın manzarası muhteşem. Biz burayı tesadüfen bulduk. Okuduğum yazılarda ve izlediğimiz vloglarda yer almıyordu. Oysa ki konumu o kadar güzel ki, şehri ve Akrapolis’i görmek için çok doğru bir nokta. Bence manzarası Lycabettus tepesinden kat kat güzel. Buraya mutlaka gelmenizi tavsiye ederim.
Ulaşmak için bayır çıkmak gerekiyor ama aynı durum Lycabettus tepesi için de geçerli.
https://maps.app.goo.gl/sDuqzjRAwYPMdD1V6




Filopappos Anıtı : Musion tepesinde yer alan bu anıtın konumu şehire hakimiyeti açısından bence harika.
Bir tarafında Akrapolis, diğer yanında deniz göz alabildiğine uzanıyor. Anıtın çevresindeki kayalıklarda zaman geçirmek harika oluyor.
Sokrates’in Hapishanesi : Hapishaneyi andıran, kayaların içine oyulmuş odadan oluşan yapı döneminde Sokrates’in yargılanmadan önce tutulduğu yer olarak geçiyor.
Buranın kendisi direk görülmeye değer bir yer olmayabilir ama bulunduğu park güzel, buradan Atina’nın gezilesi noktalarına ulaşabilirsiniz, bu anlamda konumu önemli.
https://maps.app.goo.gl/zwyczo49FbVdQdFk6
