Yalnız/Çocuksuz/Çift Gezgin okuyucularımız, sizler için gezi notları ve harita konumları alt kısımda 🙂
Hamburg’a 2020 Mayıs ayında gidecektik ancak pandemiden dolayı gidemedik. Bu sebeple Hamburg hep aklımızdaydı. Uygun hava koşulları ve uygun fiyatlı bilet aynı anda denk gelince 2025 Ramazan bayramında Hamburg’a gittik.
Hamburg’u çok ama çok beğendik. Nehrin şehire kattığı hava ile binaların muhteşem mimarisi birleşmiş, göz alıcı bir ortam oluşmuş.
Şehirde gezilecek yerler çok değil ancak dağınık bir şekilde konumlanmış. Gezilerde çoğunlukla yürümeyi tercih ederiz ama burada öyle olmadı. Akşam dönüşlerini metro ile yaptık.
Turistik pek çok noktada tuvalet var, bu açıdan konforlu bir şehir.
Hamburg’un popüler lezzetlerinden biri Franzbrötchen. Üstüne basılarak ezilmiş kruvasan görünümlü, tarçınlı tatlı. Denemeden dönmeyin.
Birinci Gün : Uçağımız sabah dokuzdaydı. Yaklaşık 3 saatlik uçuş sonrası Hambug’daydık. Neredeyse ilk kez uçağın ön koltuklarındaydık. Hızlıca uçaktan çıkıp, koşar adımlarla pasaport kontrole vardık.
Münih’te olduğu gibi çok uzun olmasa da bazı sorulara maruz kaldık; polis kalacağımız yeri, kalacağımız gün sayısını ve sadece Hambug’da olup olmayacağımızı sordu. Dönüş biletini ve otel rezervasyonunu görmek istedi. İlk sırada yer almasaydık bu işlem epey uzun sürebilirdi.
Havalimanı çıkışında S tabelalarını takip ederek merkeze gidecek olan trene kolayca ulaşabilirsiniz.
Biletleri, Türkçe menü de olan bilet makinasından kolayca satın alabilirsiniz. Tek kullanımlık bilet havalimanı için yetişkin 3,90 eur, çocuk için 1,50 eur.
Normalde S1 treni ile direkt merkez tren istasyonuna ( Hamburg haufbaunof ) gidiliyor ancak o gün sanırım bir sorun vardı, tren merkez istasyondan bir durak önce Berliner Tor’da tüm yolcuları indirdi. Biz bir durak için aktarma yapmak istemedik, otele yürüdük.
ibis budget Hamburg City’de kaldık, yanında kırmızı logolu İbis de var. Tren istasyonu ve gezme yerlerine yakınlığı açısından konumu oldukça iyiydi. İbis otel standardı her lokasyonda aynı, bu da bizim için güvence oluyor. Otelimizi tavsiye ederiz.
Bu seyahatin haftasonu kısmında bize Umut’un Nürnberg’de yaşayan arkadaşı Aliye de eşlik etti. Onunla buluştuktan sonra gezmeye başladık.
İlk noktamız Chilehaus oldu. Önden bakıldığında gemi şeklinde olan bu bina çok estetik. Küçük ve şirin bir avlusu var. Günümüzde ofis binası olarak kullanılan bloklardan birinin kapısı açıktı, ilk katını gezebildik.
Buradan Hamburg’un kırmızı tuğlalı, köprü ve kanalları ile ünlü bölgesi Speicherstadt’a geçtik. Burası endüstriyel bölgenin merkezi. Buranın hemen her yeri çok güzel ama en fotografik yeri Poggenmühlen-Brücke.
Bu bölgenin akşamüstü ve akşam ışıklı halinin de ayrı güzel olduğunu okudum ancak biz göremedik.


Bu güzel bölgeden Hamburg Denizcilik Müzesi’ne geçtik, binayı dıştan görüp Hafencity bölgesine geçtik. Burası modern binaların yer aldığı kentsel dönüşüm bölgesi. Mimari, kültürel ve gastronomik açıdan bir merkez olarak düşünebiliriz burayı. Sahilde yürüyerek hedefimiz olan Elbphilharmonie’ye geldik.
Ertesi gün Elbphilharmonie’de bir konser izleyeceğimiz için ( o an gelene kadar böyle sanarak çok mutluyduk ama gerçekler farklıymış, detaylar birazdan gelecek) burayı gezmeyi yarına bırakacaktık ama yarın hava yağmurlu olacağından şehir manzarasını güneşli bir şekilde görmek için uğrayalım istedik.
Çok isabetli bir karar vermişiz, parlayan güneş ve Hamburg manzarası büyüleyiciydi.
Binaya giriş ücretsiz ancak giriş için ücretsiz bilet almak gerekiyor. Sıra uzun gibi gözükse de hızlı ilerliyor, gözünüz korkmasın.
Bina iç tasarımı da oldukça güzel. İçinde konser salonları hariç hediyelik eşya satan dükkan, kafe ve tuvalet bulunuyor.



Buradan sonra Reimerstwiete’ye geçtik. Burası trafiğe kapalı, kırmızı tuğlalı tatlı binalardan oluşan küçük bir sokak. Burası Hamburg’un en eski sokaklarından biriymiş.

Sonraki durağımız St. Nikolai Anıtı oldu. Burası aslında epey büyük bir kiliseymiş ama ikinci dünya savaşı sırasındaki ağır bombalama sonucu ağır hasar görmüş. Savaşı hatırlatmak için günümüzde tamir edilmemiş hali ile görülüyor.
Kilisenin tepesine ücret karşılığı çıkılıyor.
Aynı zamanda zemin katında savaşa dair bir müze de bulunuyor.
Bu gezinin kapak fotoğrafı burada çekildi. Aradığımız dondurmacıyı bir türlü bulamadığımız için İpek çok üzgündü.

Buradan Deichstraße’e geçtik. Hamburg’un en fotografik bölgelerinden biri. Bu tatlı sokağın arkasındaki kanala daracık sokaklar ile geçiliyor.
Kanaldaki evlerin görüntüsü Amsterdam’ı andırıyor.
Burada Eiscafé Dante’nin dondurmasını çok beğendik, tavsiye ederiz.
Harika binaların olduğu tatlı sokaklardan geçerek St. Michael’s Kilisesi’ne geldik. Kilise içlerini gezmeyi çok sevmiyorum, genelde kasvetli geliyor bana. Ama burası öyle değildi. İçi oldukça aydınlık ve ferahtı. Kiliseden ziyade konser salonu izlenimi bıraktı bizde.


Kiliseden sonraki durak Krameramtsstuben oldu. Burası enteresan bir yer. Şöyle ki; Hamburg’un en eski yerleşim yeri olan Grocer’s Apartmanı’nın yer aldığı oldukça dar, şirin ve kapısı olan bir sokak. Okuyunca tuhaf ama evet sokağın kapısı var. Çekinmeden içeri girebilirsiniz.

Sonraki durak bir lezzet durağı. Portekiz’e dair pek çok yemeğin ve tatlının bulunduğu Porteguese Quarter’a gittik.
Sebebi ziyaretimiz nata 🙂 Milch ve Cafe Sul olmak üzere iki yer işaretlemiştik. Milch kapalıydı, deneme şansımız olmadı ama Cafe Sul yüzümüzü güldürdü.
Limanı en iyi seyredebileceğiniz yer Landungsbrücke bölgesinde yer alan Stintfang seyir terası. Biz akşamüstü oradaydık. Batmaya yakın güneş ve liman çok hoş gözüküyordu.
Piknik yapmak, arkadaşla sohbet etmek, manzaranın tadını çıkarmak için harika bir yer.



Acıkan karınları doyurmak ve yorulan ayakları dinlendirmek için St. Pauli Piers’e geçtik. Burası restoranları ve cafeleri ile oldukça hareketli bir bölge. Dilerseniz buradan kanal turuna da katılabilirsiniz.
Yemek için çook tavsiye edilen Brücke 10’u tercih ettik. Standart bir seçimle balık ekmek yedik. Porsiyonlar küçük gibi gözüküyor ama gayet doyurucu. Bizim aldığımızın fiyatı 5.40 eur du.
Topladığımız enerji ile günün son durağı olan Elbe Tüneli’ne gittik. Tünele merdivenlerle yada asansörler inebilirsiniz. Tünel döneminde limanda çalışan kişilerin ulaşımını kolaylaştırmak için yapılmış. Mühendislik harikası olarak görülüyor.
Tünele girdik, biraz ilerledik ama sonuna gitmeye mecalimiz yetmedi. Varacağımız nokta istediğimiz yerin tersine düştüğü için pes edip, geri döndük.

Tünelden sonra otele dönüşe geçtik. Haritadan yolun 45 dk yürüme mesafesinde olduğunu görünce pes ettik ve metroya bindik. İlk günü bu şekilde noktalamış olduk.
İkinci Gün : Bugünün asıl olayı, büyük heyecanla beklediğimiz Elbphilharmonie’de izleyeceğimiz konserdi. Konserimiz 11’de başlayacaktı. 10:45’te binanın önünde Aliye ile buluştuk.
QR kodlarını okutup geçmeyi beklerken kapı bir türlü açılmadı. Denedik olmadı, denedik olmadı derken yanımıza görevli geldi. Biletlere bakıp konserin bu binada olmadığını, buraya yakın başka bir binada olduğunu söyledi.
O an hepimizin başından kaynar sular döküldü. Akustiğinin çok iyi olduğu söylenen bu binada konser izleyemeyecek olmamıza mı yoksa yeni binaya gitmek için sadece 15 dakikamız olmasına mı yanalım bilemedik. Hızlı bir kararla Aliye Uber’den araç çağırdı ve neyse ki araç hemen geldi, On bire iki üç dakika kala doğru binaya geldik. Uçarcasına bilet kontrolden geçip, salona attık kendimizi.
Herkes yerleştiği için kendi yerimize geçemedik, şansımıza yakında boş olan koltuklara oturuverdik. Oturduğumuz koltukları ben sevdim, ikinci yarıda ipek ve Aliye kendi koltuklarımızdan seyrettiler konseri.
Bu binanın akustiği nasıldı bilmem ama ben büyük bir zevkle dinledim konseri.

Nerede hata yaptığımıza gelirsek anlatmak isterim ki sizde aynısını yaşamayın. Yaşadığımız bizim için büyük bir hayal kırıklığıydı.
Biletleri Elbphilharmonie’nin resmi sitesinden, aşağıdaki linkten aldık. Burada farklı bir lokasyon için bilet satılacağını hiç düşünmemiştik. Ama görselde sarı ile işaretlediğim yerler lokasyonu ifade ediyormuş. Bizim bilet aldığımız Laeiszhalle tamamen farklı bir yermiş.
Kapıda görevlinin bize söylediğine göre iki ayrı lokasyon için aynı firma bilet sattığı için bu durum oluşmuş. Farklı lokasyon için bilet satışı keşke daha belirgin şekilde ifade edilseydi diye düşündük ama olan olmuştu.
Siz bilet alırken aman dikkat!
https://www.elbphilharmonie.de/en/whats-on

Konseri bu binada izlemenin bir güzel tarafı oldu aslında. Bunu konser sonrasında gezerken fark ettik.
Buralarda gezeceğimiz noktalar varmış ve yağmurlu havada buraya araba ile gelerek bir bakıma avantaj elde etmiş olduk. Yaşasın Polyannacılık 🙂
Konser sonrası ilk durak olarak sıradışı bir yere gittik, ismi Gängeviertel. Bu bölgede yaşayanlar şehir planlamada paylarına düşeni beğenmedikleri için tepkiler gelmiş ve sonunda burası özgün hali ile kalmış.
Küçük bir bölge ama isyanın temsili diyebiliriz.



Buradan kırmızı tuğlalı evleri ve liman grafitisi ile çok tatlı bir bölge olan Bäckerbreitergang’ye geçtik.

Devamında Planten un Blomen’in yani Hamburg’un en güzel ve büyük parklarından birinin küçük bir kısmını gezerek Dulf’s Burger’e geldik.
Hamburgerin çıkış noktası Hamburg’muş. Hal böyleyken buraya kadar gelip hamburger yememek olmazdı. Shiso Burger, Otto’s Burger ve Jim Block gibi pek çok hamburger zinciri var şehirde. Biz Dulf’s Burger’in aşağıda linki olan şubesine gittik.
Hamburgerler 14-18 eur bandında, patates kızartması isterseniz ayrı ödeme yapmanız gerekiyor. Hamburgerler gayet lezzetliydi, biz çok beğendik.
https://maps.app.goo.gl/guzTRVvFWX5TRc1B8
Hamburgerlerin verdiği enerji ile St.Pauli bölgesine giriş yaparak ilk olarak Hamburg Bunker St. Pauli’ye gittik. Burası aslında çirkin bir bina, neden göreceğiz derseniz haklısınız. Burası İkinci Dünya Savaşı’nda sığınak olarak inşa edilmiş. Barış döneminde bina yıkılmak istenmiş ama başarılı olunamamış. Hal böyle olunca bina revizyonlarla halkın kullanımına açılmış.
Üst katına yapılan ek katlar ve yeşillendirmelerle bina biraz daha şirin olmuş. Bu katlar konut olarak kullanılıyormuş.
Binanın etrafını saran merdivenler ile binanın tepesine çıkmak mümkün. O gün hava çok rüzgarlıydı, yükseklere çıktıkça rüzgar şiddetini epey hissettirdi. Bizim için zor bir deneyim oldu.
Binanın hemen yanında dev bir lunapark ve eğlence alanı vardı. Tepeden kuşbakışı o parkı görme şansımız oldu.




Hamburg Bunker St. Pauli’nin hemen karşısında Türk balıkçı olarak işaretlediğimiz Karo Fish vardı ancak tok olduğumuz için biz deneyemedik.
Hava yağmurlu ve çok rüzgarlı olduğu için lunapark oyuncaklarına binmek için pek uygun değildi.
Bu sebeple parkın içinden geçmekle yetindik. Bu tarz oyuncakları seviyorsanız sakin bir havada güzel vakit geçirilebilir.

St.Pauli stadyumu da buradaydı. St. Pauli Hamburg’un eğlence mekanı olarak geçiyor.
Restoranlar, barlar, gece kulüpleri, eğlence mekanları ile gece hayatının tam gaz devam ettiği bir bölge olarak anılıyor.
Bahsettiğim bu tarz eğlenece bize pek hitap etmediği için biz buraya gündüz geldik. Ortam oldukça sakindi.
Grupta yaşı tutmayan küçük bir minnoş olduğu için biz Reeperbahn’a gitmedik, Reeperbahn Red Light tarzı bir yermiş.
Ünlü İngiliz grup Beatles döneminde Hamburg’da epey vakit geçirip, burada çalmışlar, bu bölgede onların ismiyle anılan bir meydan var. Aşağıda görseli olan Indra grubun çaldığı yerlerdenmiş.


Buradan sahile doğru ilerleyip Park Fiction’a gittik. Burası şehrin modern yapılaşmasını protesto etmek amacıyla plastik palmiye ağaçlarıyla dolu bir park.
Görmeseniz de olur ama yolunuz düşerse manzarası oldukça güzel.


Buradan Fischmarkt’a uğradık ancak kapalıydı. Bunu biliyorduk aslında ama bir şansımızı deneyelim istemiştik.
Sahilde çoook güzel binalar eşliğinde Altonaer Balkon’a vardık. Yağmur ve rüzgar bizi iyice yordu. Seyir terasında, parkın başında soluklanıp dönüşe geçtik.
Vaktiniz varsa parkta keyifli vakit geçirilebilirsiniz.



Üçüncü Gün : Bugün İpek’i mutlu etme günü. Odaklandığımız aktivite Miniatur Wunderland’di. Otelden direk buraya gittik. Geçtiğimiz sokaklar, binalar harika, mest olarak yürüdük resmen.



Miniatur’a vardığımızda saat 11 civarıydı. Biletimizi alır, hemen gezmeye başlarız diye düşünmüştük ancak öyle olmadı. Olduğumu zaman dilimine ait biletler satılmış, en erken bilet 13:30 için vardı, biz de mecbur ilk müsait zamana aldık.
Vakti verimli kullanmak, süprizlerle karşılaşmamak için bileti aşağıda yer alan linkten online alabilirsiniz. İki yetişkin ve bir çocuk için 52 eur ödedik.
https://www.miniatur-wunderland.de
Giriş saatimize zamanımız olunca şehrin merkezine gitmeye karar verdik.
Lüks markaların ön planda olduğu Neuer Wall’u gezerek Rathausmarkt meydanına geldik. Bu meydan ve çevresi oldukça hoş. Belediye binası avlusuna ücretsiz girilebiliyor, bu kısmı da göz alıcı.



Meydandan Alster Arcade’i görerek ve hatta sonra yenmek üzere pastalar alarak Alster Gölü kenarına gittik.
Göl kenarında Jungfernstieg isimli basamaklar var. Burada göle karşı mola vermek çok keyifli. Biz binmediğimiz için rotalarını bilmiyorum ama buradan kalkan tekneler var. Belki de sadece tur atıp dönüyorlardır.
Niveahaus da burada, turistler için hediyelik paketler var, hediye için oldukça güzel bir seçenek. Buranın fiyatları alternatif kozmetikçiler ile aynı. Fiyatları DM ve market ile karşılaştırdık, buradan gönül rahatlığı ile alışveriş yapabilirsiniz.

Vakit yaklaştığı için Miniatur’a doğru yola çıktık. Biletimiz 13:30’daydı. Mekana 13:15 ve 13:45 arası giriş yapma seçeneğimiz vardı.
Miniatur Wunderland toplamda 3 katlı. İlk katta bilet ofisi ve hediyelik eşya dükkanı var. Diğer iki kat sergi alanı. Bu arada cam bir geçit ile nehrin üstünden karşı binaya geçiliyor ve burada da görülecek maketler var.
Girişte montlarınızı düşük bir ücret karşılığı vestiyere verebiliyorsunuz. İçeride hamburger yiyebileceğiniz yeme alanları var. Tuvaletleri tertemiz.
Gezerken sadece maketleri değil, maket tamir ve yapım atölyelerini de görme imkanı var. Her yönüyle dikkat çekici ve keyifli bir yer.
Başta Hamburg olmak üzere dünyada popüler pek çok şehire ait simgesel yerlerin maketleri var. Maketler o kadar detaylı ki burayı şaşkınlık ve hayranlıkla geziyorsunuz.
Tüm maketler arasında dev bir tren ağı var. Mekanda her yerden – alakasız bir koridorda tavandan bile- trenler geçiyor.
Belirli aralıklarla ortam kararıyor ve maketler aydınlanıyor. Bu da çok hoş bir detay.





Tamamını olmasa da bir çoğunu gezdik Miniatur’un. Pilimiz bitik bir şekilde buradan çıkıp balık aşkına Brücke 10 ‘a gittik. Karnımızı doyurup metro ile otelimize döndük.
Dördüncü Gün : Son günümüzü alışverişe ayırdık. Kahvaltı sonrası odadan çıkış yaptık. Bavullarımızı otele bıraktık. Otelin tek kötü tarafı bavul bırakmanın ücretli olmasıydı. Dolabı bir açış 2 eur’du.
İlk olarak Nivea Shop’a gittik. Değişik içeriklerden oluşan hediye paketlerinden aldık.
Sonra İpek’ime çikolata sözümüz vardı, Lindt’e uğrayarak ona verdiğimiz sözü tuttuk.
Son durağımız ise market oldu. Lindt’in hemen karşısında Edeka vardı. Türkiye’de olmayan yada fiyatı buraya göre ucuz ürünlerden oluşan bir alışveriş yaptık.
Hamburg Gezilecek Yerler :
Mönckebergstraße : Tren istasyonundan Rathausmarkt meydanına kadar uzanan ana cadde. Alışveriş için pek çok seçeneğin olduğu bir nokta. Europa Passage da burada.
https://maps.app.goo.gl/tD2XNxujaTuECv2eA
Hauptkirche St. Petri : Mönckebergstraße’de yer alan gotik mimarinin en güzel örneklerinden biri olan kilise.
https://maps.app.goo.gl/Xvvuh8qqWLGRmcPW7

Hamburger Rathaus: Belediye Binası’nın olduğu ana meydan.
Belediye binası oldukça güzel. Binanın avlusuna giriş ücretsiz.
Christmas Market da bu meydanda kuruluyormuş.
Alster Arcade : Tatlı pastane ve kafelerin olduğu, nehir kenarında, belediye binası manzaralı, kemerli açık hava pasajı.
https://maps.app.goo.gl/ywwsXy8ePJRXpGwM9

Jungfernstieg : Alster gölü kenarındaki basamaklar. Banklarda yada basamaklarda gölü izlemek çok keyifli.
https://maps.app.goo.gl/4TncTwMVtSarN8am7
Neuer Wall : Daha çok lüks markaların yer aldığı alışveriş caddesi. Mellinpassage buranın en eski pasajlarından biri.
https://maps.app.goo.gl/u9v4L3o2fVoYPx8u5

Miniatur Wunderland : Başta Hamburg olmak üzere dünyada ünlü pek çok noktayı minyatür figürlerle canlandıran muhteşem yer.
Maketler arasında 16.491 metre tren hattı varmış.
Her şey o kadar detaylı ki izlerken şaşırmamak elde değil.
Bir binanın üç katında yer alıyor, ilk kat bilet alma ofisi ve dükkan, diğer iki katta sergi alanları var.

Chilehaus : Gemi şeklinde inşa edilmiş ikonik bina.
Unesco Dünya Miras listesinde bulunan bu binanın adı, mimarının yada sahibinin döneminde Şili ile yapılan ticaretlere atıf olarak bu şekilde konmuştur.

Poggenmühlen-Brücke : Hamburg’un endüstriyel hayatının merkezi olan Speicherstadt bölgesinin en popüler noktası.
Karşıda ortada gözüken bina günümüzde Das Teekontor isimli bir kafe.
Burada fotoğraf çektirmek ise her turist için olmazsa olmaz bir aktivite.

International Maritime Museum Hamburg : İnsanlığın denizcilik tarihini anlatan bir müze.
Biz ziyaret etmedik, muhteşem binasını fotoğraflamakla yetindik.
Elbphilharmonie : İsviçreli bir mimar tarafından eski bir deponun üstüne inşa edilen bu yapı bence Hamburg’un simgelerinden. Dalgaya benzetilen çatısı ile bina bence göz alıcı.
Maliyeti planlananın çok çok üstüne çıktığı için bina halk tarafından pek sevilmiyormuş.
Burası Hamburg Filarmoni Orkestrasının binası, içerisinin akustiğinin çok iyi olduğu söyleniyor. Bunu deneyimlemek için epey önceden bilet almak gerekiyor. Aman dikkat, bizim gibi farklı binadaki konsere bilet almayın.
Terasına çıkış ücretsiz. Terası ziyaret için bilet alınıyor ama bilet ücretsiz. Bilet için kimi zaman uzun kuyruklar oluyormuş, kuyruk beklemek istemiyorsanız biletinizi internet sitesinden 2 eur karşılığı alabiliyormuşsunuz.
https://maps.app.goo.gl/LSxUzSuhWhS8coGc9

Hafencity : Elbphilharmonie’nin de içinde bulunduğu bu bölge dönüşüm projesi ile şehrin cazibe noktalarından biri olmuş. Burada oldukça hoş mimarili, modern binalar, kafeler, restoranlar var, gezmesi keyifli bir bölge.
https://maps.app.goo.gl/tcPZxKabw4244tb2A

Reimerstwiete : Kırmızı tuğlalı tatlı binaları ile Hamburg’un tarihi sokaklarından.
Aziz Nikolai Kilisesi : İkinci Dünya Savaşı’ndaki ağır bombardıman sırasında büyük hasar gören ve günümüze bu haliyle gelen kilise.
İçini gezmek ücretsiz ancak müze ve tepesinde bulunan seyir terası ücretli
https://maps.app.goo.gl/vssHtNjyXG4mFc7W8


Deichstraße : Hamburg’un en tatlı sokaklarından biri. Sokağın arkasındaki Nikolafleet adlı kanalın üzerinde yan yana dizilmiş evler Amsterdam’ı hatırlatıyor.
https://maps.app.goo.gl/e4uvTA4GMgHwnd5D8

Krameramtsstuben “Winkelgasse von Hamburg” : Hamburg’un esn eski yerleşim yeri olan Grocer’s Apartmanı’nın yer aldığı dar ve tatlı sokak.
Günümüzde sokakta kafeler ve hediyelik eşya satan dükkanlar var.
Tuhaf ama gerçek; sokağın kapısı var. Kapı kapalı ise çekinmeden açıp yolunuza devam edebilirsiniz.
Portuguese Quarter : Portekiz’e dair pek çok lezzeti bulabileceğiniz, oldukça hareketli bir bölge. Biz Cafe Sul’da nata denedik ve fena değildi. Aşağıda Cafe Sul’un konumu var, diğer restoranlar da bu çevrede.
https://maps.app.goo.gl/BQjFQGcV9CBYuwiv8

Stintfang : Landungsbrücken bölgesinde yer alan seyir terası.
Gün batımında yada akşam şehrin ışıklı hali ile manzara daha bir güzel.
Yiyecek ve içeceğiniz ile gelip keyif yapmalık bir nokta.
Metro istasyonu üstü olması da ulaşım açısından oldukça iyi bir yer yapıyor burayı.
St. Pauli Landungsbrücken : Limanın tadını çıkarmak için en doğru adres. Burada çok sayıda hediyelik eşya satan dükkan, restoran, kafe, dondurma dükkanı ve kanal gezisi düzenleyen şirket var. Her daim canlı olan bir bölge.
https://maps.app.goo.gl/fbGkFzgwohjhW3MX9
Okuduğum her blogda ve izlediğim her vlogda tavsiye edilen Brücke 10’da balık ekmek yedik ve çok sevdik, denemelisiniz.

Alter Elbtunnel – Elbe Tüneli : Döneminde limanda çalışanların bir yakadan diğerine geçişlerini kolaylaştırmak için yapılan, Elbe nehrinin altında yer alan tünel.
Tünelin mühendislik harikası olduğu söyleniyor.
İsterseniz asansörle isteseniz merdivenler tünele ulaşabilirsiniz.
Günümüzde tünel sadece yayalar ve bisikletliler için.

Gängeviertel e.V. : Burası oldukça sıradışı ve az bilinen bir yer.
Bu bölge için yapılan yeni şehir planlama düşüncelerine tepkiler gelmiş. Direnişin sembolü olmuş burası. Otoriteler 2009 yılında pes etmiş ve burası özgün yapısında kalabilmiş.

Bäckerbreitergang : İki katlı, kırmızı tuğlalı evleri ile Hamburg’un en eski sokaklarından.
Planten un Blomen : Burası oldukça büyük bir park. İçinde yapay göller, şelaleler ve Japon Bahçesi var diye okudum. Biz çok küçük bir kısmını gezebildik.
https://maps.app.goo.gl/2sC9MaLCpv3krF1S9

Hamburg Bunker St. Pauli: Burası İkinci Dünya Savaşı sırasında sığınak olarak inşa edilmiş.
Savaş sonrası bina yıkılmak istenmiş ancak bina çok çok sağlam olduğu için yıkılamamış ve bina çeşitli düzenlemeler ile dönüşüm sağlanarak halkın kullanımına açılmış.
Yandaki fotoğrafta binanın eski hali var. Günümüzde ek katlar yapılarak binada değişimler olmuş.

St. Pauli : Hamburg’un eğlence merkezi diyebiliriz.
Barlar, restoranlar, gece kulüpleri, tiyatrolar ve hatta Amsterdam Red Light benzeri bir sokak bile var burada. Buradaki sokağın adı Reeperbahn.

Beatles-Platz : Ünlü grup Beatles uzun bir süre Hamburg’da çalmışlar ve ünlü olmalarını buradaki döneme borçlularmış.
Çaldıkları barlara yakın bir bölgede isimlerine verilmiş bir meydan var.

Park Fiction : Şehrin modern yapılaşmasına tepki olarak plastik palmiye ağaçlarıyla dolu park.
Özellikle gidilecek bir yer değil ama sahil şeridinde dolaşırken görülebilir.
Fischmarkt Hamburg Altona : Pazar sabahları çok erken saatlerde açık oluyormuş. Sadece balık pazarı değil kahvaltı yapmak için de mekanlar varmış. Biz akşamüstü gittik ve haliyle kapalıydı.
https://maps.app.goo.gl/E1wZmeHQEkKm3Cr18
Dockland : Burası sahilde yer alan bir bina. Binanın üst katına çıkıp, manzarayı izleyebilirsiniz.
https://maps.app.goo.gl/vuyh2Fn9fkMhH2YY8
Altonaer Balkon : Yürüyüş yapmak, nehrin manzarasının tadını çıkarmak için hoş bir seyir terası olan park.
https://maps.app.goo.gl/jhZXVeMR5UjEmEkL9
Bizim gidemediğimiz diğer gezi noktaları :
Kuntshalle : Güzel bir binaya sahip sanat müzesi.
https://maps.app.goo.gl/aP1oU15K1Yyeb8529
Chocoversum : Çikolata müzesi. 90 dakikalık etkinlik şeklinde not almışım.
https://maps.app.goo.gl/brZAhkCH5qxWbcRL6
Blankenese : Hamburg’un biraz dışında yer alan, genelde şehrin zenginlerinin yaşadığı sayfiye yeri. Buradaki evler çok güzelmiş.
S1 treni ile buraya kolayca ulaşabilirsiniz.