Yalnız/Çocuksuz/Çift Gezgin okuyucularımız, sizler için gezi notları ve harita konumları alt kısımda 😁
İpek gelişimsel olarak kendini toparlayınca (yaklaşık olarak 1,5 yaşında) ara verdiğimiz yurtdışı gezilerine başlamaya karar verdik. Yer seçimini yaparken dikkate alacağımız daha fazla durum vardı artık:
- Tarih eylülün başı olduğu için, bu mevsimde hala sıcak olan bir yer seçmeliydik. Dolaşırken soğuk havadan dolayı zor anlar yaşamak, acaba üşüdü mü diye dertlenmek istemiyorduk.
- Gezme kabiliyetimiz ivme kaybedebileceği için, aynı anda çok ülke yada şehir içeren tatil paketlerini seçmememiz gerekiyordu. Turistik noktalara kolay ulaşılan, araca çok fazla ihtiyaç duymadan gezebileceğimiz bir nokta bulmamız gerekiyordu.
- Otel kesinlikle merkezde olmalıydı. Ne ile karşılaşacağımızı bilmediğimiz için her an otele dönecekmişiz gibi elimizin altında bir yerde kalmalıydık. İki kişi iken şehir dışında kaldığımız da olmuştu ancak İpek’le iken bu seçenek bizi zorlayabilirdi.
- İki yaşına kadar çocuklar uçakta ebeyvenlerinin kucağında seyahat ediyorlar. Bu ebeveyn için başta sevimli gibi gözükse de aslında yorucu bir süreç. İpek yaşıtlarına göre daha uzun bir çocuk. Böyle olunca kucağımda onu mutlu bir şekilde tutmak beni epey yoruyordu. Bu şartlarda çok uzun süren bir uçak yolculuğu bize uygun değildi.
Tur şirketlerinin o tarihteki mevcut seçeneklerini bizim kriterlerimiz ile birleştirdiğimizde seçtiğimiz yer Katanya-Sicilya oldu.
Uçak yolculuğunda İpek’i oyalamak adına çantamda her zaman yeni oyuncak/kitap/boya bulunduruyorum. Yeni olan eşyaya olan ilgisi daha uzun olduğu için bir süre meşgul oluyor, bu da bize zaman kazandırıyor. Bahsettiğim yeni eşyaları almak için ara ara markette, kırtasiyede, kitapçıda arayış için uzun vakitler geçiriyorum, değişik, ilginç ne bulabilirim diye uğraşıyorum.
Uçuşumuz başladıktan sonra çok zorlu değildi ancak yolculuk bir türlü başlamadı. Kemerler bağlandı, uçak piste girdi, tam havalanıyorduk ki; arka koltuğumuzdan bir feryat geldi. Arkamızdaki yolcu fenalaşmış, eşi bağırıyordu. Hostesler geldi, baktılar durum ciddi, beyefendi kendine gelmiyor, uçak alana geri döndü. Ambulans çağrıldı ancak ambulansın gelmesi biraz gecikti, şans eseri uçakta doktor vardı, ambulans gelene kadar onlar duruma müdahale ettiler. Ambulans doktorları yolcunun durumunu kritik buldular, uçaktan inmeleri ve hastaneye gitmeleri gerektiğini söylediler ama onlara bu durumu bir türlü kabul ettiremediler. Bu arada çift İtalyan’dı, bu durum iletişim problemi yaşanmasına sebep oldu, sonra olaya bizim tur rehberi el koydu. Çifte uçağa binme sorumluluğunu aldıklarına dair yazı imzalattılar ve sonra tekrar uçuşa hazırlandık. Ben hem beyefendinin durumuna üzüldüm hem de her an İpek’le sorun olursa diye biraz gerildim😔 İkinci havalanma girişimi başarılı oldu, sonunda uçuyorduk derken kısa bir süre sonra yolcu tekrar fenalaştı. Bu sefer duruma uçaktaki doktorlar müdahale etti, uçaktaki sağlık kitini açıp beyefendiye serum taktılar. Uçuş boyunca arka koltuğumuz hastane odasına dönüştü ama çok şükür ki sağ salim vardık Katanya’ya.
Birinci gün: Sağ salim uçuşumuz tamamlandı fakat turla yaptığımız panoramik şehir turunda bazı sorunlar yaşadık. İpek’in istekleri ile tura uyum sağlamaya çalışmak biraz yorucu oldu, tur sonunda kendimizi otele attık ve vurduk kafayı uyuduk. Bedensel yorgunluktan ziyade “nasıl yaparız, aksilik olur mu?” gibi sorulardan dolayı zihnimiz çok yorgundu. Uyandıktan sonra “İpek keyiflendi” umudu ile dışarı çıktık ancak İpek bizimle aynı düşüncede değildi, gezmek istemiyordu. O gece yaşananlardan sonra anladım ki, yolculuk bir çocuk için yeterince büyük bir olay, yolculuk haricinde o gün için onu daha fazla zorlamamalı, kendi istiyorsa gezmeye devam etmeli 😁😔 Ama biz açlığımıza ve gezme heyecanına yenik düşüp attık kendimizi dışarı. Rehberimizin önerdiği bir pizzacıya gittik. Mekan Teatro Romano’ya çok yakın, ana caddenin bir arka sokağında. Sanırım yediğim en lezzetli pizza idi. Sicilya toprakları Etna yanardağından dolayı çok bereketliymiş, patlıcanları çoook lezzetli, seviyorsanız patlıcanlı pizzayı denemelisiniz.
İkinci gün: Araba yolculuğunun uzunluğu nedeni ile Palermo ekstra turuna katılmadık. Zaten bu seyahatte amacımız olabildiğince çok yer görmek değil, İpek’le seyahat nasıl oluyor onu anlamak. Hal böyle olunca tek tura katıldık; Etna ve Taormina.
Etna’nın zirvesine çıkamasak da minik bir krater görme fırsatımız oldu. Buradan teleferikler ile zirveye doğru gitme şansınız var. Belirtmem gerekir ki, yukarıdaki parkurlar çok kolay değilmiş, bu da aklınızda bulunsun.
Kraterdeki küçük taşlarla oynamayı İpek çok sevdi, orada olmaktan çok mutluydu. Rehberimizin söylediğine göre, bu taşlar mineral açısından çok zenginmiş, taşlardan çiçek saksılarına koymak çiçek gelişimi için iyi olurmuş. Biz de hem anı olsun hem de kayınvalidemin çiçekleri beslensin diye taş getirdik yanımızda, o minik taş hala dolabımızda 😀



Sonrasında Taormina’ya geçtik ve biz burayı çok beğendik. Tepedeki deniz manzarası çok etkileyici ve romantikti. Balayı için güzel bir seçenek olabilir bence. Kent merkezi çok sevimli. Küçük bir yer olduğu için kısa sürede geziliyor. Biz vaktimizin çoğunu parkta geçirdik. Yeşil ve masmavi deniz manzarası büyüleyici idi.


Katanya bir ada şehri olmasına rağmen tuhaf bir şekilde şehrin ana noktalarında denizi göremiyorsunuz. Sahilde yürüme veya oturma keyfi gibi deneyimler burada pek mümkün değil. Adada olduğumuzu hissedelim diye geri döndüğümüzde otelimizin önündeki caddeden aşağı indik ve denize ulaştık. Kayalık yapısından dolayı denize girmek için plaj yerine iskeleler vardı. Deniz havası almak hepimize iyi geldi.
Üçüncü gün: Bugün ilk gün karmaşa içinde gezdiğimiz şehrin tadını çıkarmayı planladık.
Otelden Etna caddesini takip ederek Katedral Meydanı’na ulaştık. Meydanın arka tarafında kurulan pazar için çok heyecanlıydık, ilk gün burada gördüğümüz renk renk taptaze meyvelerden almak istiyorduk ancak pazar günü olması sebebiyle çoğu tezgah kapalıydı 😔 Katedral, kale ve kapıyı ziyaret ettikten sonra meydandaki turistik trene bindik. Bu şekilde gidemediğimiz noktaları kısaca görmüş olduk.




Dördüncü gün: Bugün fazla vaktimiz olmadığı için gezi planı yapmadık. Hazırlanıp otelden havalimanına geçtik. Sabah mahmurluğundan mıdır bilemiyorum, İpek’i kucaklayıp çıkmışız. Havalimanına vardığımızda gördük ki, İpek’in ayakkabıları otel odasında kalmış😔 Muhtemelen o ayakkabıları tekrar giyemeyecekti ama üzüldük tabi ve bu durum bize oda çıkışlarını daha dikkatli yapmak konusunda ders oldu.
Gezdikçe gördük ki Katanya ile doğru bir seçim yapmışız. Yürüyerek, yorulmadan görülmesi gereken her yeri rahatça gördük. İlk deneyim için sizin de aklınızda bulunsun.
İpek’in her ne kadar yiyeceklere alerjisi olmasa da, ben risk almamak adına bu seyahat için yanımda beyaz ve kaşar peynir götürdüm. Orta boy kavanozda da bir iki günlük çorba aldım ki İpek’e uygun bir restoran bulana kadar zor durumda kalmayalım. Antalya seyahati sonrası kuru kayısı almamak olmazdı😁
Bu seyahatten çıkarımlarım:
- İpek büyüyor, birbirmize iyice alıştık ve yurtdışı tatilimizi de sağ salim atlattık, bekle dünya bizi 🙂
- Küçük yol arkadaşlarımızı çok yormadan, onların da ihtiyaçları ve rutinlerini göz önünde tutarak plan yapmak yolculuklarda herkesi mutlu edecektir.
Sicilya gezilecek yerler :
- Piazza Del Duomo (Katedral Meydanı): Katanya’lıların buluşma noktası, şehrin kalbi. Gece gündüz hareketli. Tam ortasında yer alan şirin fil heykelli çeşme ile meşhur. Çeşmedeki basamaklara oturup etrafı, insanları seyretmek çok keyifli.Turistik pek çok yer bu meydanın etrafında yer alıyor. https://goo.gl/maps/rP3jD2JWmFk


- Basilica Cattedrale Sant’Agata (Sant’Agata Bazilikası): Meydanda yer alan katedral, girişi ücretsiz. Katanya’yı turistik mini trenle gezmek isterseniz ana durak katedralin köşesinde. https://goo.gl/maps/XgjgJVCjkpC2

- Villa Bellini Parkı: Şehrin ortasındaki park. Yeşile doymak, yürüyüş yapmak yada bizim gibi oyun alanlarında vakit geçirmek için tavsiye ederim. https://goo.gl/maps/gpiHVgMrPbs
- Teatro Romano: Zamanında gladyatörlerin dövüştüğü tiyatro imiş, şehir merkezinde yer alıyor. https://goo.gl/maps/mZdyTZzEugC2
- Castello Ursino (Ursino Kalesi): İpek’in uyuduğu bir ana denk geldi burayı ziyaret etmemiz. Girişi ücretli, biz dışardan fotoğraflayıp hemen yan tarafındaki kafede dondurma keyfi yaptık. https://goo.gl/maps/DntPLkJyoAu

- Porta Garibaldi: Meydanda yer alan katedralin karşısındaki caddeyi takip ettiğinizde kolayca ulaşabilirsiniz. Görülmesi gereken yerlerden ancak bulunduğu noktadaki kişiler, evler bize tuhaf geldi. https://goo.gl/maps/vQ9mCZuC5UN2

- Etna Yanardağı: İlk olarak uçaktayken tepeden görme şansımız oldu Sicilya’ nın simgesi bu güzelliği. Vakit ve gerekli donanımınız varsa mutlaka zirveye çıkmalısınız. Yükseklikten dolayı yanınızda mutlaka kalın kıyafetler bulundurun, merkez ile burası arasında ciddi bir sıcaklık farkı var. Katanya sokaklarında Etna turu satan pek çok turizm ofisi var, tur satın alarak bir gezi planlayabilirsiniz. https://goo.gl/maps/txj7GjqAk242



- Taormina: Sicilya’ya gitmişseniz kesinlikle görmeniz gereken bir şehir. Kent merkezi tepede kurulu, enfes bir deniz manzarası var, insan bakmaya doyamıyor. Sahilde denize girme imkanımız olmadı ama aklımızda da kaldı, bu şehiri kapsayan bir deniz tatili de planlamak mümkün. https://goo.gl/maps/GiG4ny3BCvA2




- Palermo: Biz buraya gidemedik, tur programı içerisinde vardı fakat Katanya’ya uzaklığı bize göre fazla olduğu için katılmadık, araba kiralama seçeneği de değerlendirerek gidilebilir. https://goo.gl/maps/KSbJd9bgJPk