Yalnız/Çocuksuz/Çift Gezgin okuyucularımız, sizler için gezi notları ve harita konumları alt kısımda ?
Bu seyahat, özgürlüğümüzü ilan etmeden önce tur şirketi ile yurtdışına çıktığımız son gezi. Tur ile seyahatin, çeşitli organizasyonlarla uğraşmamak ve sadece gezmeye odaklanmak gibi artıları muhakkak ama İpek’ten sonra biz tur ekibine ayak uydurmakta zorlanmaya başladık, bu bizde stres oluşturuyordu, bireysel gezi bize daha uygun bir seçenek gibi gözükmeye başladı.
Barcelona’ya İpek’ten önce gitmeye niyetlenmiştik ancak kayıt olduğumuz turun iptal olması sebebi ile gidememiştik. Nasip minik İpek ile gitmekmiş.
Uçuşumuz Sabiha Gökçen Havalimanı’ndan idi, havalimanı evimize uzak olduğu için Bostancı’da kayınvalidemlerde bir akşam kalarak aşama aşama yol aldık.
Seyahatin başlangıcı biraz olaylı oldu. Taksiye binerken bir çantayı kapının önünde bırakmışız. Bunu Bakırköy’e varmalı olunca farkettik. Dönüp almaktan başka çare yoktu. Biz İpek’le Bakırköy marinada parkta kaldık, eşim eve geri dönüp çantayı aldı. Kayınvalidemlere gittiğimiz için yaşanan gecikme çok sorun olmadı ama uçağa gidiyor olsaydık ciddi sorun yaşayacaktık.
Birinci Gün : İlk gün yolculuk ve tur ekibi ile panoramik şehir turu ile geçti.
Havaalanından Montjuic Tepesi’ne çıktık. Terastan Barcelona ve liman çok hoş gözüküyordu. Turla burada çok vaktimiz olmadığı için ilerleyen günlerde buraya tekrar gelmeye karar verdik. Fotoğraf çekmek ya da manzara seyretmekten çok İpek’i mutlu etmeye odaklandık. (Tur ile seyahatin en kötü ve İpek’le bizim ayak uydurmakta zorlandığımız yanı, mekanlarda çok az vakit geçirilmesi. Bizim ihtiyaçlarımız farklı ya da İpek’in keyfi daha dalgalı olduğu için biz kendimize geldiğimizde oradan ayrılma vakti geliyor.)

Buradan Sagra da Familia’ya geçtik. İçeri girmeden önünde fotoğraf çektirebildik sadece. Burası için de önümüzdeki günlerde detaylı bir plan vardı.
Sonrasında rehberimizin anlatımlı eşliğinde şehrin önemli cadde ve meydanlarını otobüs ile gezdik. İpek iyice yorulmuştu, bu anlar benim için epey zordu. Rehberi pek dinleyemedim, İpek’i oyalamakla meşguldüm, ona şarkılar söyleyip oyun oynuyordum.
Panoramik turun bitimi ile otellere dağıldık. İpek yatağa kavuşunca resmen bayıldı. Uykusunu alınca çıkar gezeriz demiştik ama olmadı. Acıkmaya başladık, eşim marketten bisküvi, kruvasan aldı, odada onları yiyerek takılmak zorunda kaldık.
İkinci Gün : Bugün için niyetimiz turla Dali Müzesi’ne gitmekti fakat ilk gün İpek’in yorgunluğunu ve akşama uyanamamasını görünce bu planı iptal ettik. Saat kurmadan, İpek ne zaman kalkarsa gezmeye başlarız diye kendi planımızı devreye soktuk. Müzeyi ziyaret etmeyi çok istiyordum ancak kalan iki günde bile gezilecek yerleri bitiremeyince gitmememizin iyi olduğunu düşünüp kendimi avuttum?
İlk durağımız Camp Nou Stadı oldu. Otelimiz buraya çok yakındı, kısa sürede yürüyerek ulaştık stada. Merkezden metro ile kolayca ulaşabilirsiniz. Detaylı bilgi için site adresi aşağıda :
https://www.fcbarcelona.com/en/club/camp-nou/tour
Futbola pek ilgim olmadığından bu ziyaretin benim için eğlenceli geçeceğini ummuyordum ama yanılmışım. Ben eğlenirken, mutsuz olan kişi İpek oldu. İçeriye bebek arabasını almıyorlar. Geziyi olabildiğince kısa tutmaya çalışsak da İpek yoruldu, sıkıldı, mızmızlandı. Sonlara doğru onu oyalamak zor oldu.

Turu hızlıca tamamlayıp arabamıza kavuştuk. Futboldan sanata geçiş yapıp Gaudi’nin evlerini görmeye gittik. İlk olarak La Pedrera’yı gördük. Seyahati planlarken Camp Nou ve Sagra da Familia’ya gireceğimizi kesinleştirmiştik. Bunlara epey para verince La Pedrera bana biraz pahalı geldi, dıştan görsek yeterli diye düşündüm. Ama oraya gidince pişman oldum ☹️ O an girsek dedim ama hem bilet için kuyruk vardı hem de İpek’in uykusu gelmişti, keyfi pek yerinde değildi, keyifle gezemeyiz diye girmedik, ama siz girin derim, benim aklım kaldı. İnternetten bilet alma şansınız var, böylece vakit kaybetmeden giriş yapabilirsiniz.
Oldukça özgün bir yapı. Dış yüzeyi, çatısındaki figürler, balkon detayları ile tüm binalardan farklı, harika bir mimari. İnsan bakmaya doyamıyor ? İçinin de oldukça hoş olduğunu internette görmüştüm,

Passeig de Gracia Bulvarı’nda ilerlemeye devam ettiğinizde karşınıza Gaudi’nin harika mimarili başka bir evi çıkıyor; Casa Batllo. Bu ev de bambaşka bir güzellik. Diğer evde olduğu gibi buraya da yoğun ilgi var, bileti önceden internet sitesinden almak faydalı olabilir.
Caddeyi takip ederek Catalunya Meydanı’na ulaştık. Burası merkez olarak kabul ediliyor. Turistik pek çok noktaya yürüme mesafesinde. Dondurma yiyerek mola verdik, enerji depoladıktan sonra La Rambla’ya geçtik.
La Rambla en turistik noktalardan. Caddenin sağ ve sol tarafında görülesi pek çok nokta var. Meydandan sahile kadar hediyelik eşya satan pek çok dükkana, sokak sanatçılarına bakarak keyifle ilerleniyor.
Sağ tarafta bizce Barcelona’nın olmazsa olmazı La Bouqeria var. Burası içinde hem meyve, sebze, balık satılan hem de ayaküstü atıştırma yapabileceğiniz mekanlar bulunan harika bir pazar.

Bizim gibi meyvesever biri iseniz buraya bayılacaksınız. Hem göze hem mideye hitap eden renkli, lezzetli bir durak.

Buradan karşı tarafta kalan Plaça Reial’e geçtik. Dikdörtgen şeklinde etrafı restoranlar, hediyelik eşya dükkanları ile çevrili bir meydan. Kuşları besleyerek İpek çok eğlendi burada. Ekmekler bitince sahile doğru yürüdük.
Sahilde Christof Colomb heykeli var. Bu heykel de Barcelona’nın sembolik yapılarından biri.
Denize ulaştığınızda marina sol tarafta kalıyor, sağda ise uzun bir sahil şeridi var. Bir yanda plaj bir yanda restoranlar oldukçe keyifli bir yer. Sahilin başında Maremagnum isminde bir alışveriş merkezi var. Bir takım zaruri ihtiyaçlar için aklınızda bulunsun?
Alışveriş merkezi ziyaretinden sonra sahilde yürüyüş yapmaya niyetliydik fakat çok ileri gidemedik. İpek sahildeki taşlar üstünde yürümek istedi, o minik adımlarla bir ileri iki geri derken baktık ki nereyse hiç yol almamışız ?
Hal böyle olunca sahilden vazgeçip, yemek molasının ardından listede yer alan diğer yerlere gitmeye karar verdik. Barcelona olunca ne yenir dedik, tabiki paella ? La Rambla caddesinin sahille birleştiği yerde köşede gözümüze güzel gözüken bir yere oturduk. Yemekler gelene kadar restoran önünde epey oyun oynadık İpek’le.

Ben paellayı seviyorum, sizlere de tasviye ederim. Tavuklu, deniz ürünlü veya karışık..Pek çok çeşidi mevcut.

Lezzetli yemek molasının ardından Montjuic Tepesi’ne çıkmak üzere yola çıktık. Tepeye çıkış için teleferiği tercih ettik (Buraya ulaşmak için bir kaç alternatif var, sitesinden detaylı bir şekilde inceleyebilirsiniz.) La Rambla caddesinin bir arka sokağından metro durağından teleferiğe ulaşmak için finikülere gittik. Kısa bir yolculuğun ardından teleferiğe ulaştık ama bizi iki kötü sürpriz bekliyordu. İlki yağmur yağmaya başlamıştı, ikincisi ise teleferiğin kapanma saati yaklaşıyordu. Yukarı çıksak dahi dönüşümüze teleferik kapanmış olabilirdi. Taksi yada otobüs illa bir şekilde dönebilirdik ama biraz havadan biraz acemilikten cesaret edemedik ve vazgeçtik.
https://barcelonando.com/montjuic-olympic-ring

Otele dönüşte gecenin geri kalanı için metrodan su almadık; taşımayalım, daha yakından alırız dedik ama otelin etrafında market/büfe gibi bir yer yokmuş. Yağan yağmurda otel etrafında epey dolandık ama bulamadık. Pes ettik, eşime otelin karşısındaki barı kastederek ”bardan alırız” dedim ama o “otelin bar”ı olarak anlamış ve oradan almış suyu. Check-out sırasında suya ödediğimiz para 9 eur idi. İçimize oturmuştu ama minik bir ders oldu bize.
Üçüncü Gün : Bugünkü ilk hedef Bitmeyen Kilise olarak bilinen Sagra da Familia. Seyahat öncesi burası hakkında o kadar çok şey gördüm ve okudum ki, görmek için çok heyecanlı idim. Yoğun ilgi olduğu için girişte vakit kaybetmemek için biletimizi seyahat öncesi internetten aldık. Online bilet alanlar için ayrı bir giriş var, hiç sıra beklemeden çabucak içeri girdik, önceden bilet almanızı tavsiye ederim.

İçerisi gerçekten muhteşem. Sıradan bir kilise değil kesinlikle. Figürler, ışık ahengi, yüksek ve aydınlık tavanlar insanı kendine hayran bırakıyor. Severek gezdiğim nadir kiliselerden.
Kilisenin kulelerine çıkma şansı da var, bileti alırken hangi kuleye ne zaman çıkacağınızı da seçiyorsunuz. İpek biraz huysuzlandığı için birimiz onu stickerlar ve çeşitli oyuncaklar ile oyalarken diğerimiz kuleye çıktı. Sıra ile manzarayı görmüş olduk.


Buradan sonraki durağımız yine bir Gaudi eseri olan Park Güell oldu. Buranın ulaşımı biraz yorucu. Her ne kadar annem bu konuda bizi uyarsa da, gençliğimize güvenip hallederiz dedik?. Metrodan indikten sonra biraz(!) dik bayırları aşmak gerekiyor. Bazı noktalarda yürüyen merdiven olsa da kalan kısımları aşmak için epey güç gerekiyor. Taksi ile ulaşım daha az yorucu olabilir, biz dinlemedik, siz bir düşünün?
Buraya da yine yoğun ilgi var. Bazen bir iki saat sonrasına bilet veriliyormuş. Vakit kaybetmemek için internetten bilet alarak gittik, bilet üstünde yazan saatte sizi içeri alıyorlar, oldukça pratik oluyor, tavsiye ederim.
Burası dönemin varlıklı kişilerinin konutlarından oluşan bir alan olarak düşünülmüş, evlerin tasarımını Gaudi yapmış fakat proje tamamlanamamış. Geriye bizim için ziyaret edilesi görsel bi şölen kalmış.
İçerisi hayli kalabalık, güzel fotoğraf çekmek için epey beklemek gerekiyor. Ama keyifli bir yer. Üst taraftaki alanda koşturmacalı kovalamacalı epey oyun oynadık. Oturma alanında ise manzarayı seyretmekten çok İpek ile kum oynamıştık.
Dönüşte epey acıktık. Bu sefer La Rambla caddesinin ortalarında annemlerin tavsiye ettiği bir yere gittik ve paella yedik, bu sefer sangrianın da tadına baktık.

Yemek molasının ardından önceki gün gezme fırsatı bulamadığımız sokakları keşfettik. La Rambla’nın sahile inerken sağda kalan bölgesini gezdik ve buraların çoook güzel olduğunu gördük. Akşam karanlığında bile sokaklar çok albenili idi, enerjimizin son damlasına kadar dolaşsak da bitiremedik, aklımız kaldı buralarda.
Bölgede çok fazla hediyelik eşya satan dükkan var ve fiyatları uygun, aklınızda bulunsun.
Dördüncü Gün : Son gün dönüşe hazırlık ve seyahat ile geçti, gezmeye fırsatımız olmadı maalesef. Yorgun ama mutluyduk.
Bu seyahatten çıkarımlarım:
Havaalanı transferleri dışında tur ekibi ile pek bir bağımız olmadığını gördük ve kendi organize edeceğimiz geziler için hazır olduğumuza inandık. Bekle bizi dünya ?
Barcelona gezilecek yerler :
Camp Nou : Barcelona’da Gaudi’nin eserleri kadar popüler ünlü stat. Stadı her detayı ile gezme şansı var; soyunma odaları, basın odası, saha içi, tribünler, sergi alanı… Detaylı ve oldukça eğlenceli bir gezi, vaktiniz varsa mutlaka uğranmalı.
https://goo.gl/maps/FsS4SLYZpzV3xXtZ6

La Pedrera (Casa Mila) : Gaudi’nin muhteşem eserlerinden biri. Karşı kaldırımdan bakmalara doyamadım, o kadar güzel. Kimi zaman içinde etkinlikler, konserler oluyormuş, eminim çok keyiflidir.
Casa Batllo : Casa Mila ile aynı cadde üzerinde, Casa Mila’dan aşağıya sahile doğru yürüdüğünüzde karşınıza çıkacak başka bir güzellik. Evlere baktıkça Gaudi’ye olan saygım ve hayranlığım arttı, bu yaratacılık harika bir şey.
https://goo.gl/maps/jcC7FyfzA1VsBeuCA
Catalunya Meydanı : Barcelona’nın ulaşım ve turistik anlamında merkezi diyebiliriz. Metro ve otobüslerin durakları var burada. Gezilecek pek çok noktaya da buradan yürüyerek ulaşmak mümkün.
https://goo.gl/maps/Z6G1UqnXaJPfBaCc6
La Rambla : Barcelona’nın en turistik caddesi. Catalunya Meydanı’ndan sahile kadar uzanıyor. Konumu oldukça güzel, onun dışında beni etkileyen bir yanı olmadı. Sahile inerken solda kalan Barri Gotic bölgesi çok çok daha güzel bence.
https://goo.gl/maps/f95ASUtoJ1UunLe1A
La Bouqeria : Meyve severler için adeta bir cennet. Burayı mutlaka görmeli, o meyvelerin, meyve sularının tadına bakmalısınız.
https://goo.gl/maps/jxCQTpo9wZCfkPv56

Plaça Reial : La Rambla caddesinin paralelinde etrafı hediyelik eşyalar, restoranlarla çevrili geniş meydan. Ortasındaki havuz ve kuşlarıyla İpek ve biz çok sevdik burayı.
https://goo.gl/maps/M5jym8VEoCUe5JU78
Cristof Colomb Heykeli: La Rambla Caddesi’nin sonunda sahilin başlangıcında sizi karşılayan heykel.
https://goo.gl/maps/tepcLQok2nPUSN888
Maremagnum : La Rambla caddesinin sonunda, sahildeki AVM. Barcelona gibi bir yerde alışveriş merkezi gezmek mantıklı değil ama biz burada tuvalet ihtiyacımızı gidermiştik, o anlamda belki yardımcı olabilir size. Yoksa ki; deniz kenarı olması dışında farklı bir özelliği yok.
https://goo.gl/maps/YfnUVT6CW6t6X1nB9
La Barcelonata : Uzuuun sahil şeridi. Yaz aylarında yüzmelik, yürümelik, restoranlarında seyir yapmalık harika bir yer.
https://goo.gl/maps/oDbejiXFebDZBGuq6

Montjuic Tepesi : Barcelona’ya kuş bakışı bakmak için ideal bir nokta. Teleferik ile seyahat etmeyi tercih ederseniz Barcelona’yı pek çok açıdan görebiliyorsunuz.
https://goo.gl/maps/abaBhpuzBvv2ot1j9
Sagra da Familia : Gaudi’nin başyapıtlarından biri. Yapımı sırasında hayatını kaybetmiş, o günden bugüne kilise yapımı sürüyor, “Bitmeyen Kilise” olarak adlandırılıyor. Barcelona’nın simge yapılarından, mutlaka görülmeli. Kilise gezmeyi sevenlerden değilim ama diğer kiliselerden epey farklı, gezin görün derim.
https://goo.gl/maps/3S3PCLJdDqLHggfE7

Park Güell : Yine ve yeniden Gaudi, burası yarım kalan bir proje esasında. Evleri görmek ve alanı detaylı görebilmek için bilet almak gerekiyor, sıra beklememek için bileti internetten almanızı öneririm.
Vaktiniz çok değilse park dışından da evler epeyce gözüküyor. Hızlıca görmeniz mümkün. Ama vaktiniz bolsa içeri girmenizi tavsiye ederim.
https://goo.gl/maps/LFJqaZ54ogQoKD1J9

Barcelona Katedrali : Son gün son saatlerde keşfettik maalesef ve gece fotoğraflayabildik. Mimarisi oldukça hoş bir yapı.
https://goo.gl/maps/wxvDGbFWmBWptREm7
Tibidabo : Barcelona’ya tepeden bakmak için iyi bir seçenek daha olduğu söyleniyor. Bizim vaktimiz yetmedi, siz bir göz atın derim.
https://goo.gl/maps/1qy1GyQcMPt8yPuG8
Gezilecek yerler listesi bununla sınırlı değil, yetişemediğimiz göremediğimiz yerleri bir sonraki gezide keşfettik, diğer güzel noktalar için Barcelona Gezi Rehberi 2 yazımızı okuyabilirsiniz.